Ramazan ayında yaşanan uzun süreli açlık ve değişen uyku düzeni, bayramda aniden aşırı yemek yeme alışkanlığı ile birleşince, vücutta büyük bir metabolik şok yaratabilir. Uzmanlar, organların aşırı yüklenmelerden korunması için normal beslenme rutininin adım adım tekrar sağlanmasının son derece önemli olduğunu belirtiyor. Bu yöntem sayesinde vücut, bayram sonrası kendini toparlayarak dengeli bir sürece geçebilir.
Ramazan boyunca uygulanan açlık, bireylerin bazal metabolizma hızını düşürmektedir. Bayram sabahı yapılan ani kalori ve şeker yüklemeleri kan şekerinde hızlı dalgalanmalara yol açmanın yanı sıra mide yanması ve yorgunluk gibi sorunları da beraberinde getirmektedir. Bayram sonrası bir hafta, vücudun toparlanma süreci olarak işlev görmektedir. Bu dönemde, vücudun kaybettiği sıvı dengesinin yeniden kurulabilmesi için günlük en az 2 litre su tüketimi ve bağırsak florası için lifli gıdalara ağırlık verilmesi gerekmektedir. Ayrıca, kademeli olarak hafif yürüyüşlere başlanması ve uyku düzeninin sağlanması, bozulan biyolojik ritmi tekrar normal seviyelerine çekmektedir.
Acıbadem Kent Hastanesi’nden Diyetisyen Hande Selin Ok, Ramazan ayı boyunca devam eden uzun süreli açlık ve bozulmuş uyku döngüsünün sonucunda bazal metabolizma hızının yavaşladığını ve vücudun enerji tasarrufu moduna geçtiğini ifade etmektedir. Bayramın ilk günü yapılan ani şeker ve karbonhidrat yüklemelerinin, vücutta metabolik şok etkisi yarattığına dikkat çeken Ok, “Vücut bu kadar şeker yüklenmesine hazır değildiğinden, insülin direnci, kan şekerinde dalgalanmalar ve sindirim sorunları gibi sağlık problemleri ortaya çıkabilmektedir. Mide yanması, hazımsızlık, şişkinlik, tansiyon yüksekliği ve yorgunluk gibi birçok organ üzerindeki olumsuz etkiler ortaya çıkabilmektedir.” açıklamasında bulundu.
Sıvı dengesinin korunması ve beslenme alışkanlıklarının kademeli olarak düzeltilmesi, bu tür olumsuz durumların önüne geçmek için gereklidir. Diyetisyen Ok, “Geçiş dönemi boyunca, hafif öğünlerle, az miktarda ama sık sık yemek, lifli ve proteinli gıdalara yer vermek ve su tüketimini artırmak daha faydalı olacaktır. İki öğünden üç öğüne, ardından dört öğüne çıkmak ve Ramazan süresince yaşanan dehidrasyonu telafi etmek adına su tüketimine özen göstermek önemlidir. Ayrıca bu dönemi 20-30 dakikalık yavaş fiziksel aktiviteler ve yürüyüşlerle desteklemek büyük yarar sağlar.” şeklinde açıklamalar yaptı.
Bireylerin, bir aylık kısıtlamanın ardından beynin ödüllendirme moduna geçtiğini ifade eden Ok, insanların gerçekten aç olup olmadıklarını sorgulamaları gerektiğini hatırlatmaktadır. Kronik hastalığı olan bireylerin normal beslenme düzenine geçişte daha dikkatli olmaları gerektiğini vurgulayan Ok, “Bu kişiler için şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyve bazlı tatlıların tercihi, kabak ya da ayva tatlısı gibi daha az şekerli alternatiflerin tercih edilmesi daha uygundur. Tatlı yapımında elma suyu konsantresi, hurma püresi veya toz tatlandırıcılar kullanılabilir. Bu bireylerin vücutlarına aşırı yüklenmemeleri, organ yükünü, ciddi anlamda azaltacaktır.” diyerek sözlerini sonlandırdı.
1
İsmail Sivri Anıldı: İzmir’in Sevgi Dolu Gazetecisi 🌟
2971 kez okundu
2
Netanyahu: Türkiye ile Suriye’de Diyalog Önemli
2971 kez okundu
3
Türk Devletleri Sağlık İş Birliği Güçleniyor
2923 kez okundu
4
Türkiye’den Suriye’ye İlk Resmi Ziyaret Gerçekleşti!
2903 kez okundu
5
Denetimli Serbestlikte 20. Yıl Toplantısı İzmir’de
2795 kez okundu