Programda konuşan Altan İnanç, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından üzerinde çeşitli tartışmalar yapılan Egemenlik Evi, Meslek Fabrikası ve birkaç gasilhane ile ilgili süreci “İzmir’in mallarına çökme girişimi” olarak değerlendirdi. İnanç, bu taşınmazlar için öne sürülen “vakıf iltisakı” gerekçesinin hukuki olarak tamamen tartışmalı olduğunu savundu. Yapılan açıklamalarda, Meslek Fabrikası’nın yalnızca mevcut durumu değil, uzun yıllar boyunca on binlerce kişiye meslek edindirme hizmeti sunmuş olması gibi önemi de vurgulandı. Belediyenin bu binalar üzerindeki restorasyon ve harcamalarının “İzmirlinin parasıyla” yapıldığı ifade edilerek, yargı süreci devam ederken yaşanan tahliye baskısına dikkat çekildi.
İnanç, 31 Mart 2024’teki seçimlerden sonra Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından yönetilen belediyelerin “çalışamaz hale getirilmeye çalışıldığını” savunarak, sosyal güvenlik kurumu prim borçları, faiz yükleri ve yapılandırma engelleri gibi sorunların yerel yönetimler üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti. Bu tür uygulamaların büyük ölçüde yurttaşları doğrudan cezalandırdığını ifade eden İnanç, söz konusu malların “İzmirlinin malları” olduğunu vurguladı.
Programda ayrıca İzmir Limanı ile ilgili iddialara da değinildi. İnanç, limanın özelleştirilmesi ve devreye alınması konusundaki tartışmalara ek olarak, köprü ve otoyol gibi altyapı varlıklarının da özelleştirilme potansiyelinin gündemde olduğunu açıkladı. Türkiye’nin mevcut ekonomik durumu hakkında bahsederken, yoksulluk, gelir adaletsizliği ve yüksek dolaylı vergilerin vatandaşlar üzerindeki olumsuz etkilerini dile getirdi.
Yayında laiklik ve eğitim politikalarının önemine de vurgu yapıldı. İnanç, Anayasa’nın ilgili maddeleri ve Milli Eğitim Temel Kanunu’na atıfta bulunarak, eğitimde laiklik ilkesinin esas olduğunu belirtti. “Camiye, kışlaya ve okula siyaset sokmak devletin temeline dinamit koymaktır” ifadeleriyle, inanç özgürlüğünün güvencesinin laiklik olduğunu söyledi.
İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nde yaşanan gerginlikler konusunda da eleştirilerini yönelten İnanç, bazı sözlerin “haddini aştığını” dile getirerek, iddianame süreçleri tamamlanmadan suçlayıcı dil kullanılmasına itiraz etti. “Masumiyet karinesi var” vurgusunu yapan İnanç, bu tür negatif dilin toplumsal gerginliği artırdığını öne sürdü.
İzmir’in kent gündemi hakkında detaylar da paylaşan İnanç, raylı sistem yatırımları, İZBAN’daki yönetim ve sinyalizasyon sorunları gibi başlıkların önemini belirtti. Ayrıca, İzmir Körfezi’ndeki kirlilik, Gediz Nehri’nin etkisi ve dip tarama çalışmaları gibi konulara da değinerek, merkezi bütçeden İzmir’e ayrılan kaynakların yetersiz olduğunu savundu. Geçen yılki yangınların ardından bazı alanların imara açılması iddialarına dair ise orman alanlarının korunması ve planlama konusuna dikkat çekti.
Çöp yönetimi konusunda ise kötü depolama uygulamalarının kabul edilemez olduğunu, ayrıştırma ve geri dönüşüm odaklı modern tesislere ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Programın sonunda ise İnanç, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kamu kaynaklarını “en iyi şekilde kullanma” çabasında olduğunu belirterek, Cemil Tugay yönet
1
Netanyahu: Türkiye ile Suriye’de Diyalog Önemli
2960 kez okundu
2
İsmail Sivri Anıldı: İzmir’in Sevgi Dolu Gazetecisi 🌟
2954 kez okundu
3
Türk Devletleri Sağlık İş Birliği Güçleniyor
2914 kez okundu
4
Türkiye’den Suriye’ye İlk Resmi Ziyaret Gerçekleşti!
2890 kez okundu
5
Denetimli Serbestlikte 20. Yıl Toplantısı İzmir’de
2786 kez okundu