DOLAR 44,8638 0.22%
EURO 52,9720 0.03%
ALTIN
BITCOIN 33553540,02%
İzmir
18°

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Eğitimde Şiddet: Okullarımız Güvenli Değil!
2366 okunma

Eğitimde Şiddet: Okullarımız Güvenli Değil!

Nisan 16, 2026 05:43
Eğitimde Şiddet: Okullarımız Güvenli Değil!
0

BEĞENDİM

“`html

Türkiye’deki Okul Saldırıları ve Eğitimin Güvenliği

14 Nisan 2026 tarihinde Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde ve 15 Nisan 2026 tarihinde Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda gerçekleşen silahlı saldırılar, ülkemizde eğitim alanlarının geldiği vahim ve denetimsiz noktayı bir kez daha acı bir şekilde gözler önüne sermiştir. Okullar, bilim ve aydınlanmanın yuvası olması gerekirken, maalesef şiddetin, güvensizliğin ve en temel insan hakkı olan yaşam hakkı ihlallerinin merkezine dönüşmüştür.

2026 yılının başından bu yana Türkiye’nin dört bir yanından gelen okul saldırısı haberleri, münferit olaylar olmaktan çıkmış, toplumsal bir krize dönüşmüştür. Veriler, okul saldırılarının tarihsel süreçte 1950’lerden bugüne dünya genelinde bir artış eğiliminde olduğunu gösterse de, ülkemizde son yıllarda yaşanan artış ivmesi, yapısal bir ihlale ve politika eksikliğine işaret etmektedir. Eğitim sendikalarının Türkiye genelinde iş bırakarak sokağa çıkması ve can güvenliği talebini yükseltmesi, eğitim emekçilerinin içine itildiği çaresizliğin en somut örneğidir.

Okullarda öğretmenler her gün fiziksel saldırı tehdidi altında görev yapmaya çalışırken, çocuklar güvenli olması gereken bu çatılar altında hayati risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Ancak, yaşanan bu şiddet sarmalı tesadüfi değildir. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan yaşam hakkı, devletin yalnızca bireyin canına kastetmemesini değil, aynı zamanda bu hakkın korunması için gerekli tüm önlemleri almasını şart koşmaktadır. Bu durum, devletin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmesini zorunlu kılar.

Devlet, çocukları ve eğitimcileri şiddetten koruyacak yasal ve idari mekanizmaları kurmakla, okulları güvenli bölgeler haline getirmekle yükümlüdür. Ancak mevcut siyasi iradenin önceliği, korunma ihtiyacı olan çocukların tespiti ve bu ihtiyaçların bilimsel yöntemlerle giderilmesi olmamıştır. Aksine, çocukların eğitimden koparılması ve ucuz iş gücü olarak piyasaya dahil edilmesi yönündeki politikalar, günümüzde yaşanan şiddetin sosyo-ekonomik zeminini beslemektedir.

Çocukların ekonomik sömürüsünü meşrulaştıran, eğitimi ticarileştiren ve çocukları korumasız bırakan bu yaklaşım, çocukların suçla bir şekilde temasına neden olan bir düzenin inşasına zemin hazırlamaktadır. Bu sistem, devletin denetim ve gözetim yükümlülüğünü ihmal etmesinin, çocuk koruma sistemini işlevsiz bırakmasının doğrudan sonucudur.

Okullarda yaşanan her saldırı, eğitim emekçilerinin uğradığı her şiddet eylemi ve çocukların yaşamlarını yitirdiği, gelişim haklarının her gün ihlal edildiği durumdan koruyucu politikaları ihmal eden ve sömürü odaklı politikalarda ısrar edenler sorumludur. Şanlıurfa’daki, Kahramanmaraş’taki ve Mersin’deki saldırılar, ne ilktir ne de bu politikalar değişmedikçe son olacaktır. İzmir Barosu olarak bu sürecin takipçisi olacağımızı bir kez daha kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.

“`

Yukarıdaki metin, Türkiye’deki eğitim kurumlarına yönelik silahlı saldırılar ve bunun arkasındaki yapısal sorunlarla ilgili bir analiz sunmaktadır. Eğitim alanının güvenliği, çocukların hakları ve devletin sorumlulukları gibi önemli konular üzerine vurgu yapılmaktadır.

En az 10 karakter gerekli

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.